<center>Sistem Tarayıcınızı Tanıyamadı Sitede Sorun Yaşayabilirsiniz!!! Lütfen Bu Durumu Site Yönetimine Bildirin</center><?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>DiyalogSitesi.Com - Yazılar için özet akışı..</title><link>http://www.diyalogsitesi.com</link><description>abone konusu eklenir</description><webMaster>diyalog@diyalogsitesi.com</webMaster><copyright>Din Müntesipleri Arasında Diyalog ve Hoşgörü Haber Portalı Antidiyalogmasalı</copyright><language>tr-TR</language><item><title>Meleklerin seyrettiği namaz: Sabah namazı</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/Yazilar.asp?yazi=goster&amp;yazine=375</link><description>Meleklerin seyrettiği bir namaz kılmak ister misiniz? O halde sabahnamazını kaçırmayın. Düşünün, tekbir alıyorsunuz, melekler şahit, rvveeucirc;kuagidiyorsunuz melekler şahit, secde anındasınız yine melekler şahit.Sabah namazını ne sıklıkla kılarsınız? Hiç kaçırmamaya mı dikkatedersiniz yoksa arada bir kılmaya mı çalışırsınız? Şayet gönlü ötelereaçık kullardansanız harika, yok eğer dikkatli değilseniz sabah namazınıkılma hususunda, gelin, nimetten faydalanma adına, beraberce Yücekitabımıza kulak verelim: “Güneşin batıya kaymasından, geceninkaranlığına kadar, belli vakitlerde namaz kıl, özellikle de sabahnamazını. Çünkü sabah namazında gece ve gündüz melekleri hazır bulunur(şahit olurlar). (İsra Svveeucirc;resi, 78)Acaba Rabbimiz sabah namazına neden bu kadar önem veriyor? Çünkü, kalbinulvî olan her güzelliğe açık olduğu en huzurlu vakittir bu vakit.Çünkü, başlanacak olan yoğun ve yeni bir güne hazırlanmanın en doğru vebereketli olduğu vakittir bu vakit. Çünkü tefekkür için en uygunvaki...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 47</category><pubDate>27.08.2010 00:18:46</pubDate></item><item><title>Müslüman Hep En İyi Olmalıdır </title><link>http://www.diyalogsitesi.com/Yazilar.asp?yazi=goster&amp;yazine=374</link><description>Günümüz Müslümanları İslamiyet'in özünden o kadar uzaklaşmıştır ki, eğer hakiki manada Müslümanlık uygulanmaya çalışılsa buna en başta itiraz edecek Müslümanlar vardır. İnsan için şuuraltı müktesebatının oluştuğu zaman diliminde yetişme şartları çok önemlidir. Bu dönemle alâkalı kesin bir yaş sınırı belirlemek mümkün olmasa da genelde sıfır-beş veya sıfır-yedi yaş aralığı olarak ifade edilmektedir. Ancak onun izafî olarak on beş yaşına kadar devam ettiği de söylenebilir. İşte insan bu dönemde, gördüğü, duyduğu, hissettiği her şeyden; etrafında cereyan eden hâdiselerin hemen hepsinden ciddi mânâda tesir altında kalır, belli bir anlayışa sahip olur ve o istikamette bir şahsiyet kazanır. Dolayısıyla dinî hayatın gerçek derinliğiyle yaşanmadığı; çirkin ve yanlış davranışların yadırganıp olumsuz davranışlara karşı içten içe bir tiksinti, en azından bir istinkâf, bir geri durup kaçınma duygusunun bulunmadığı; imrenilecek amellere karşı da ciddi bir imrendirmenin yapılmayıp salih amellere kar...</description><author>hakikat</author><category>Okunma: 90</category><pubDate>15.06.2010 12:55:56</pubDate></item><item><title>M. FETHULLAH GÜLEN HOCAEFENDİNİN FIKHINI ANLAMAK-Prof. Dr. FARUK Beşer- Ufuk Kitap-İst-2006</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/Yazilar.asp?yazi=goster&amp;yazine=373</link><description>FETHULLAH GÜLEN HOCAEFENDİNİN FIKHINI ANLAMAK-Prof. Dr. FARUK Beşer- Ufuk Kitap-İst-2006 Bu yazı : 1963 defa okunmuştur.“Yarın benim hakkımda, faraza, bir tercüme-i hal yazılacak olsa, “ilmini aldığı kaynakların başında Fethullah Gülen Hocaefendi gelir’’ denmesi tam isabetli olur.’’ s:12“Bu sebeple Hocaefendi en çok sevdiğim insan oldu. Bazı teracim kitaplarında çokça görülen ifadesiyle, benim gözümde o; vahidü dehrih ve feridü asrih haline geldi.” s:12-13“Ne enteresandır ki, sayıları bilim adamlarına göre çok az da olsa- İslam dünyasına önderlik edenler, sözleri dinlenenler ve manevi birer otorite haline gelenler bilim adamı ve akademisyenler değil, geleneksel alim prototipindeki insanlardır.” s:16-17“Manevi otorite sağlayan özelliklerin başında amele/eyleme dönüşen ilim ve cemaatin gücü gelir. Bu özelliklerin tek başına birincisi dahi büyük bir güçtür ve bütün inananlar üzerinde etkisi vardır. Mesela Kardavi böyle bir otoritedir. İkincisi ise, kısmi de olsa etkili bir otorite sağlar....</description><author>kaizen_faaliyet</author><category>Okunma: 95</category><pubDate>09.06.2010 15:41:30</pubDate></item><item><title>Dava Adamı</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/Yazilar.asp?yazi=goster&amp;yazine=372</link><description> Nerdeo yiğitler ki gür,Sesi dünyayı bürür Dur dese kalpler durur Yürü dese dağlar yürür İnsan hayatına sığmayacak işler yapan insanlar var...Eski bir binanın taş duvarında, taşların arasından bir filiz çıkıyor veçiçek açıyor. Bu çiçek, içinde bulunduğu şartları hiçe sayıyor. Buduvarda toprak yok, su yok, güneş, rüzgâr beni hırpalar demiyor. Çiçek,şartlara meydan okuyarak yeşeriyor. Lisan-ı hal ile diyor ki: Allahbana 'yeşer' dedi, ben de yeşerdim. Sonuç ve şartlar ne olursa olsun...İşte dava adamı budur! Daha kaç yıl bekleyeyim senin kapındaAyağımda zincir, boynumda kement Beni de piştiğin hicran kabında O kadar kaynat ki, buhara benzet. Birkaç damla su, buharlaşır. O buhar bulutlara yükselir,bulutlarla bütünleşir. Güneş, rutubetli havaya vurunca, gökkuşağımeydana gelir. Ve güneşin yedi rengi gökkuşağında açıkça görünür. Sonrayağmur yağar... Göklerle yer evlenir. Bin bir çeşit rızıklar, yeryüzünebir halı gibi serilir. Canlıların yüzü güler. İnsanın iki yönü vardır. Biyolojik yön ve il...</description><author>kelebek</author><category>Okunma: 183</category><pubDate>20.05.2010 23:13:11</pubDate></item><item><title>DİLİNİ TUTAN KURTULDU!</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/Yazilar.asp?yazi=goster&amp;yazine=371</link><description>Dilini Tutan Kurtuldu! Faruk Çetin'in hazırlayıp SeyitNurfethi Erkal'ın önsözünü yazdığı 125sayfalık kendi küçük ama muhtevası ve faydası büyük olan (Dilini TutanKurtuldu! ) kitabını, ağzındaki dilinin sorumluluğunun farkına varmakisteyen her dil sahibine ısrarla tavsiye ediyorum. Dille yapılan gıybetin tüm çeşitlerinin ve sahibine yüklediği ağır veballerinçarpıcı misallerle anlatıldığı kitabın önsözüne şöyle bir göz atmayıdahi konunun önemini anlamak açısından yeterli buluyorum. IşıkYayınları'nın istifademize sunduğu bu değerli eseri siz de benim gibiibret ve istifade ile okuyacak, iyi ki bu kitabı okudum, dilimi gıybettehlikesinden korumak için daha fazla titizlik göstermemgerektiğini bir daha anladım, diyeceğinizi düşünüyorum. Böyle bir dikkatve titizliğe yönelme kararı almak ise, dilimizi gıybet felaketindenkoruma adına küçümsenmeyen bir kazanç olacaktır. *** Ahlak yasalarının en temel kanunu; Sana yapılmasınıistemediğini başkasına da yapmamaktır. Bu öyle temel bir esastır ki,insan...</description><author>kaizen_faaliyet</author><category>Okunma: 193</category><pubDate>11.05.2010 15:29:36</pubDate></item><item><title>Gecelerde</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/Yazilar.asp?yazi=goster&amp;yazine=369</link><description>Gecelerde Ey dîde nedir uyku gel uyan gecelerde Kevkeblerin et seyrini seyrân gecelerde Bak, hey'et-i âlemde bu hikmetleri seyret Bul Sâni'ini ol O'na hayran gecelerde Çün gündüz olursun nice ağyâr ile gâfil Ko gafleti, Dildârdan utan gecelerde Gafletle uyumak ne revâ abd-i hakîre Şefkatle nidâ eyleye Rahmân gecelerde Cümle geceyi uyuma Kayyvveeucirc;m'u seversen Tâ hay olasın Hayy ile ey cân gecelerde vveeAcirc;şıklar uyumaz gece hem sen uyuma kim Gönlün gözüne görüne Cânân gecelerde Dil beyt-i Hudâdır onu pâk eyle sivâdan Kasrına nüzvveeucirc;l eyler o Sultân gecelerde Az ye az uyu hayrete var fânî ol ondan Bul cân-ı bekâ, ol O'na mihmân gecelerde Allah için ol halka mukârin gece gündüz Ey Hakkı, nihân-ı aşk oduna yan gecelerde.. Erzurumlu İbrahim HakkıZAMAN ...</description><author>bukra</author><category>Okunma: 201</category><pubDate>30.04.2010 10:13:45</pubDate></item><item><title>Seni sena etmeye gücümüz yetmez</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/Yazilar.asp?yazi=goster&amp;yazine=368</link><description>Seni sena etmeye gücümüz yetmez İbadet etmek bir lütuf; ibadete karşı içte hissedilen arzu ve alaka da o lütfun üzerine ayrı bir lütuftur.Cenâb-ı Allah bazen bir kula bu duyguyu lvveeucirc;tfeder; o da ibabetleritabiî ihtiyaçları, âdetleri gibi görür. Bu, o insanın iyi ve güzelhallerinin iştiyaka dönüşmesi demektir. Bu iştiyakla, Ne kadar yapsamaz der. Ne kadar ibadet yaparsa yapsın, ne kadar evrâd u ezkârdabulunursa bulunsun Lâ uhsî senâen aleyk, ente kemâ esneyte alâ nefsikeSenin zatını senâ ettiğin (övdüğün, methettiğin) ölçüde Seni senâ etmeyegücüm yetmez. felsefesine bağlı vazifesini eda edemediği, iyi bir kulolamadığı gibi bir duygu içinde varsa, yani yaptığı her şeyi azımsıyorsabu kişi Allah'ın epey bir lütfuna mazhar demektir. Yaptığı ile iktifa eden mümindir, inanıyordur, ibadet ütaatındadır; ama bu ölçüde mazhariyete ulaşamamış demektir. Yani, gündebin rekat namaz kılsa da Hayır, Rabb'ime karşı borcumu kat'iyenödeyemedim. demek O'na karşı şükran borcumu eda edemedim.mülahazas...</description><author>bukra</author><category>Okunma: 136</category><pubDate>30.04.2010 10:08:48</pubDate></item><item><title>Büyükler geceleri hep uyanık geçirmiş</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/Yazilar.asp?yazi=goster&amp;yazine=367</link><description>Büyükler geceleri hep uyanık geçirmişGece, melekvveeucirc;t âleminin kapılarının aralandığı, semavî birtakım menfezlerin açıldığı ve ötelerin müşâhede edildiği bir zaman dilimidir. Bediüzzaman'ın tespitiyle, teheccütle gecenin ihya edilmesi, berzahâlemini aydınlatan bir projektördür. Abdullah İbn Ömer'in rivayet ettiğibir hadis ve bir hâdise, bu mevzua ışık tutar. Bu hadiste Abdullah İbn Ömer mealen diyor ki: Herkesrüya görür ve gelir Allah Resvveeucirc;lü'ne anlatırlardı. Ben de kendi kendime:Keşke berzah âleminin kapıları bana da aralansa, ben de bir kısım şeylergörsem ve gördüğüm şeyleri gelip İnsanlığın İftihar Tablosu'naanlatıversem; O da bunları tabir etse.. derken, bir gün rüyamda gördümki, iki zat beni kollarımdan tutup derdest ederek, derin ve alevli birkuyunun başına getirdiler. O derince kuyunun içinden âdeta bir hortumgibi döne döne alevler yükseliyordu. Vakumunu bile yutacak kadarkorkunçtu. Anladım ki bu, Cehennem'dir. Beni başına getirdiklerinde,oraya atacaklar diye çok k...</description><author>bukra</author><category>Okunma: 128</category><pubDate>30.04.2010 10:05:33</pubDate></item><item><title>Kilisenin gençlik sorumlusuydu, sorularının cevabını İslam’da buldu.</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/Yazilar.asp?yazi=goster&amp;yazine=366</link><description>Kilisenin gençlik sorumlusuydu, sorularının cevabınıİslam’da buldu. Bir insanın defterine hidayet yazılmışsa bir kere, bunun nereden ve kimineliyle geleceği hiç belli olmuyor. Hidayet vesilesi, hiç ummadığınız birhaber ya da hiç beklemediğimiz bir haber kanalı bile olabiliyor. Latasha'nın İslam kıyafetini ilk gördüğü anda bu kadaretkilenmesi, tesettürün bayan fıtratına ne kadar uygun olduğunun birgöstergesi. Hatta daha bu dine dâhil olmak için gerekenleri bilebilmezken, tesettüre girmeyi düşünmüş. Khalid AmayrehIrak'ta bir işgal... CNN'de akşam haberleri ve dindarHıristiyan bir ailede yetişen Latasha... Bu durumlar yan yanageldiğinde, insanın aklına çok da ümit verici şeyler getirmiyor doğrusu.Ama Allah nasip etmişse bütün bu kötü durumlardan bir hidayet güneşidoğurabiliyor insanın yüreğine. Tıpkı yanıcı ve yakıcı olan iki gazdansöndürücü özelliğe sahip suyu yarattığı gibi, tıpkı kan ve dışkıortasından ab-ı hayat olan anne sütünü yarattığı gibi.Latasha Leary 'İncil'dekiçelişki dikkatim...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 291</category><pubDate>12.03.2010 19:03:41</pubDate></item><item><title>Para karşılığında Kur'an okunabilirmi?</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/Yazilar.asp?yazi=goster&amp;yazine=365</link><description>Soru Maalesef Kur’an okumayı bilmediğimizden, ebediyete intikal etmişyakınlarımız için ölüm yıldönümleri gibi günlerde Kur’an okutmakistediğimizde dışardan birini çağırmak zorunda kalıyoruz. Bu kişilergenellikle para almam dese de, hem kendileri hem biz biliyoruz kiceplerine uygun bir miktarın konulması gerekiyor. Yani örtülü biranlaşma söz konusu. Bu durumda:1-Kur’an okuyana para vermek ne kadar doğru, 2-Kur’an okuyanların para alması halinde durumları nedir, 3-Kur’an’ın kasetler aracılığıyla okunup dinlenmesi hakkında nedersiniz? CevabımızDeğerli Kardeşimiz;Kuran'ın okunması ölüye gitmez. Okumadandolayı Allah'ın lutfettiği sevap ölüye hediye edilir. Bu sebeble amacıpara almak olan bir insan para için Kuran okursa ibadet olmayacağındansevab beklemek de doğru değildir. Bu sebeble alimler Kuran para içinokunmaz demişler. Ama Hanefi mezhebinde ise ta'at ve ibâdetkarşılığında ücret almak haram olduğundan Kur'ân-ı Kerîm'i menfaatkarşılığı okumak caiz değildir.Ücret alan da mesul, veren dem...</description><author>emirhan34</author><category>Okunma: 249</category><pubDate>26.02.2010 20:31:06</pubDate></item><item><title>Temsilde Canlılık</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/Yazilar.asp?yazi=goster&amp;yazine=364</link><description> Sahabe hayatını günümüzde yeniden ihyâ etmegayreti içinde çırpınan ruhlar, maddî-mânevî büyük fedakârlıklarla,kendilerini iman ve Kur'ân hizmetine adamışlardır. Asırlardır hasretiçekilen bu mefkvveeucirc;renin temelleri; sürgünler, işkenceler, gözyaşları,dünya nimetlerinden mahrumiyet, fikir çileleri ve ızdıraplarlaatılmıştır. Bu duygu ve düşüncenin gelecek nesillere aktarılması içindüşünce ile aksiyon, ihlâs ile uhuvvet, sadakat ile fedakârlık iç içeyaşanmalı; teennî ve sabır ile hareket edilmeli ve bu hizmet dünyamenfaatlerine âlet edilmemelidir. Bu yolda, gayz, kin ve nefretle kalbkırıp gönül yıkarak değil, şefkat, merhamet ve sevgiyle insanlarıkucaklayarak, tevazu ve mahviyet içinde yürünmelidir. Hasbiler, davaları için yanardağlar gibi kükrerken, dâima müspet hareketiçinde olurlar. Gittikleri ülkelerde hem milletimizin, hem deinsanlığın geleceği adına sulh adacıkları kurma gayreti içinde bulunur,hayrü'l-halef nesiller yetiştirmek için koştururlar. Bu adanmış ruhlarıngâyesi, i'lâ-...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 134</category><pubDate>20.02.2010 19:52:22</pubDate></item><item><title>OKUYANA RESULULLAH(S.A.V)İN ŞEFAAT EDECEĞİ SALAVAT</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/Yazilar.asp?yazi=goster&amp;yazine=363</link><description>OKUYANA RESULULLAH(S.A.V)İN ŞEFAAT EDECEĞİ SALAVAT _Resulullah(s.a.v.)buyurdu ki: Bu salavatı şerife'yi diyen kimseye şefaatim vacip olur.-(Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve enzilhül mak'adel mükarrebe indeke yevmel kıyameh.) ANLAMI:Ey ALLAH'ım! Muhammed(s.a.v.)e salat et ve Kıyamet gününde O'nu(manevi) yanındaki en yakın makama yerleştir....</description><author>vildan</author><category>Okunma: 206</category><pubDate>07.02.2010 18:05:23</pubDate></item><item><title>Bükreşteki Hristiyan Entellektüelin Diyalogla Dirilişi</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/Yazilar.asp?yazi=goster&amp;yazine=362</link><description>Yılbaşı akşamı, Bükreş'ten misafir abimiz geldi. Diyalog nedir? nasıl yapılmalıdır? bazı cemaatler diyalog sürecine iyi bakmıyorlar? hatta bizleri ağır ithamlarla eleştiriyorlar şeklinde soru yönelttik.Cevaben; Bükreş'te çok entellektüel hristiyan yazar varmış 15 tane kitabı akedemisyen kimliği oldukça sevilen bir insan. Bu kişi ile bizim abiler ilgilenmiş, bir çok konferanslara davet etmişler. Bir gün bu kişi Dünyadaki adaletsizlikten eşitsizlikten bahsetmiş, zengin olan insanların fakiri gözetmediğinden yakınmış, bizim misafir abimiz İslamiyetteki zekatı anlatmış, hristiyan yazar çok etkilenmiş, bir süre sonra bu yazarımız kanser hastalığına yakalanmış, bizim abimiz ziyaret etmiş ve müslüman olmasını istemiş, ölümden çok korkan yazara, tohumun toprağa girdiğinde tekrar filizlendiğini yeşerdiğini yaprak açtığını büyüdüğünü ağaç olup dalında meyve verdiğini bir meyvenin çekirdeğinden tekrar tohum olduğunu, öldükten sonra da tohum olacağımızdan bahsetmiş. (meyve risalesinde geçer) Hrist...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 184</category><pubDate>17.01.2010 18:35:41</pubDate></item><item><title>Beyaz Saçlar Mü'minin Nurudur </title><link>http://www.diyalogsitesi.com/Yazilar.asp?yazi=goster&amp;yazine=361</link><description>Habîb-i Edîb Efendimiz Allah, gençliğini Hakk'a itaat yoluna bağlayan ve gayr-i meşrvveeucirc; şehvet peşinde olmayan genci pek beğenir buyurmuştur. Ardından da bahtiyar bir gence bütün dünyevîlikleri unutturacak şu müjdeyi vermiştir: Allah, kendini ibadete hasreden bir genci meleklerine gösterir; Kendisine has münezzehiyet ve mukaddesiyetiyle onunla iftihar eder ve ona şöyle der: Ey şehvetini Benim için bırakan genç! Ey gençliğini Bana adayan yiğit! Sen Benim nezdimde meleklerimin bazısı gibisin. Şimdi, böyle mukaddes bir hitaba mazhar olmak için canlar verilse değmez mi?!. Akıllı bir insan, günah peşinde koşarak şeytana oyuncak olacağına, rıza-yı ilahiyi tahsil edebileceği bir hayat tarzına yapışıp ebedî ve ulvî cennet zevkini geçici ve süflî lezzetlere tercih etmeli değil mi?! Yıllar var ki, hayata gözlerini açan genç nesiller, ekseriyetle bu hakikatten habersiz yaşadılar; sürekli bir boşluktan diğerine sürüklenip durdular; ruhlarını kanatlandırabilecek sistemli düşünceden uzak, ken...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 180</category><pubDate>12.01.2010 16:40:24</pubDate></item><item><title>Lakap Takmak</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/Yazilar.asp?yazi=goster&amp;yazine=360</link><description> Ayet-i kerimede: Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. buyrulmuştur. Lakap; bir kimseyi övmeye veya yermeye işaret eden asıl adının dışındaki isim veya sıfattır. Yermek için söylenen lakaplar kötü lakaplar olduğu için yasaklanmıştır. Övgü ifade eden lakaplar ise dinimizce yasaklanmamıştır. Hz. Ebvveeucirc; Bekir'in Sıddîk, Hz. Ömer'in Fârvveeucirc;k, Hz. Osman'ın Zinnvveeucirc;reyn lakaplarıyla anılması gibi. Ayrıca lakap, küçümseme ve kötüleme kastı olmaksızın bir kimsenin tanınması için söylenmiş, söylenen kimse bunu işittiği zaman kızmıyorsa bunda bir beis yoktur. Lakapları genellikle ebeveyn değil, kendileri ile iç içe yaşanılan diğer insanlar koyar. Ancak İslâm şuuru taşıyan mü'min gönüllerin bu konuda da hassas olmaları ve mü'min kardeşlerini madden ve mânen yaralamamaları, aksine azim, şevk ve saadet aşılayıcı olmaları gerekir. Kötü bir lakap, belki manevî yaraların en derini ve en uzun süreni, hatta hiç kapanmayanı olabilir. Kötü lakap, daha ziyade alaycı, küçük düşürücü çer...</description><author>nergis</author><category>Okunma: 508</category><pubDate>30.12.2009 22:41:42</pubDate></item><item><title>İpek Böceği ve İnsan</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/Yazilar.asp?yazi=goster&amp;yazine=359</link><description>Ebu talip el- Melki (r.a.) Kutül-Kulup isimli kitabında şöyle buyurmuştur:'Bazı hikmet sahipleri,insanoğlnu ipek böceğine benzetmişlerdir. İpek böceği,çıkış yeri kalmayıncaya kadar ipeği kendi üzerine örer durur. Dokumayı tamamlayınca çıkmak ister,ancak dokunduğuna zarar vermesin diye öldürülür,ipeği başkasına kalır.İpek böceğinin hali;ailesi ve malı yolunda ömrünü tüketipte malları varislerine kalan cahil kazanç sahiplerinin haline benzer.Eğer varisleri malı Allah'a itaatte ve hayır yolunda harcarlarsa malın hayrı onlara,hesabı ise kendisine ait olur. Eğer onunla Allah'a isyan da bulunurlarsa günahta onlara ortak olur. Hangisi daha zararlıdır; insanın ömrünü başkası için harcaması mı yoksa malının sevabını başkasının mizanında görmesi mi?' ...</description><author>BadiSaba</author><category>Okunma: 334</category><pubDate>20.12.2009 15:23:33</pubDate></item><item><title>GÖNÜL DİLİ, HAL ŞİVESİ</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/Yazilar.asp?yazi=goster&amp;yazine=358</link><description> Gönül Dili Hal Şivesi Beyan bir anahtarsa, o anahtarla açılan ışıktan dünyanın adı gönüldür. Her sözün kıymeti onun gönül ile irtibatı ölçüsündedir. Bence dil ve dudakla ifade edilen şeyler sadece gönül beyanının bir gölgesinden ibarettir. Ne var ki, Hak kelâmının bir izdüşümü sayılan gönül dilini de, ancak ona açık duranlar ve ondan yükselen nefesleri duyanlar anlarlar. Mantık, muhâkeme, üslup, meânî kurallarına riayet, söz cevherinin önemli unsurlarıdır.. evet, beyanın birer rengi, deseni, şivesi kabul edilen hakikat, mecaz, teşbih, istiâre, kinaye… gibi esaslar, söze derinlik katan mühim hususlardandır. Her biri ayrı bir süsleme ve sözü sevdirme sanatı sayılan “muhassinât-ı lâfziye”den cinas, seci’, iktibas… gibi hususların ve “muhassinât-ı mâneviye”den tevriye, tıbak, mukabele, hüsn-ü ta’lîl… türünden unsurların, ifadeleri renklendirip bediî bir derinliğe ulaştırdığı da muhakkak. Ne var ki, temelde beyanı beyan yapan, onun gönül diliyle irtibatı ve iç ihsasların sesi-soluğu olması...</description><author>nergis</author><category>Okunma: 181</category><pubDate>13.12.2009 15:41:54</pubDate></item><item><title>Soru: Son günlerde Türkiye yine bir kaosun içine çekilmek isteniyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/Yazilar.asp?yazi=goster&amp;yazine=357</link><description>KAOS ANCAK KAOS DOĞURURSoru: Son günlerde Türkiye yine bir kaosun içine çekilmek isteniyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?Cevap: Türkiye, üçyüz seneden beri sürekli kaosun içine çekilmek istenmektedir. Güçlü bir Türkiye ile başa çıkamayacaklarını çok iyi bilen dış güçler, Anadolu insanını ruh ve mana köklerinden kopararak ve maziden tevarüs ettiği o zengin mirastan uzaklaştırıp aslına yabancı hale getirerek ona en büyük kötülüğü yapmaya çalışmaktadırlar. Bu tür entrika ve tuzaklar yeni değildir. Şu kadar var ki, zamana göre bu taarruz, bu plan ve bu komplolar da farklı farklı olagelmiştir. Değişen şartlar, mevcut konjonktür, o an rağbet gören silahlar, revaçta olan oyunlar ve hud’alar... nisbetinde millet ruhuna saldırının ve entrikaların da şekli değişip durmuştur. Aslında, bu entrikalar tarihinin başlangıcı ta sekiz asır öncesine gitmektedir ama özellikle son üç asırdır işlenen şenaatler suyun yüzüne vurmaktadır.Kurt Gövdenin İçindeAyrıca, eskiden tehlike daha çok dışarıdan ge...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 156</category><pubDate>11.12.2009 17:24:14</pubDate></item><item><title>Tebliğin En Önemli Şartı</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/Yazilar.asp?yazi=goster&amp;yazine=356</link><description>Tebliğin En Önemli Şartı İnsanları Olduğu Gibi Kabul EtmekBir kısım Müslümanlar dinsiz veya güvveeshy;nahkâr olanlara karşı oldukça katı ve kırıcı bir tavır sergilemektedirler. Bu hal dinsiz ve günahkârların ıslahını değil, onlarla Müslümanlar arasındaki iletişimi bitiriyor, düşmanlığı netice veriyor. Müslüvveeshy;manların bu dav-ranışlan bazen gevveeshy;rekebiliyor ise de, herkese her zaman böyle bir yaklaşım daha çok Müslüvveeshy;manların aleyhine neticeleniyor.Hâlbuki Kurvveeacute;ânvveeacute;ın dinsizlere yaklaşımı ayırım gözetmeksizin hepsine düşmanlık etmek tarzında değil. Kurvveeacute;ân dinsizleri iki kısma ayırıyor ve onlara nasıl davranılacağı-nı da şöyle belirtiyor: Umulur ki Allah, sizinle onlardan (müşriklerden) düşmanlık içinde bulunvveeshy;duğunuz kimseler arasında (onlara hidâyet vererek) bir dostluk meydana getirir. Allah Kadirdir (böyle bir dostluğu tesise gücü yeter). Allah Gafurdur (mağfiret eder), Ravveeshy;himdir (merhamet eder).Allah, din uğrunda sizinle savaşmay...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 126</category><pubDate>06.12.2009 19:45:06</pubDate></item><item><title>Tebliğe Genel Bakış</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/Yazilar.asp?yazi=goster&amp;yazine=355</link><description> İslâmî ilimleri bilmeden tebliğ yapmak mümkün değildir, ama yalnızca îslâmî ilimvveeshy;leri bilmek de sağlıklı bir tebliğ için kâfi devveeshy;ğildir. Aynı zamanda vveeacute;kimevveeacute;, neyivveeacute;, vveeacute;niçinvveeacute;, nasılvveeacute; anlatılacağının da bilinmesi gerekir. Aksi halde bu alanda elde edilecek başarıvveeshy;lar kısmî olmaktan öteye geçmez. Daha da kötüsü bazen yanlış hareketler kazanılacak insanların kaybedilmesine veya bir kısım insanların Müslümanlara ve İslâmvveeacute;a soğuvveeshy;malarına sebep olabilir. Bu yüzden tebliğde başarılı olmak için vveeacute;tebliğ usvveeucirc;lüvveeacute;nü bilmevveeshy;nin büyük ehemmiyeti vardır. Atalarımız buna işaret olarak, Vusvveeucirc;lsüzlüğümüz usvveeucirc;l-süzlüğümüzdendir demişlerdir. Başarılı olma yollarından biri, başarılı insanları taklit etmektir. Bu cihetle, tebliğ usvveeucirc;lünü öğrenmenin en kısa yolu bizden önce İslâm tebliğinde başarılı olmuş invveeshy;sanların hareket tarzını öğrenmek ve uyvveeshy;gul...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 110</category><pubDate>06.12.2009 19:39:51</pubDate></item><item><title>Tebliğde Üslup</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/Yazilar.asp?yazi=goster&amp;yazine=354</link><description>Tebliğde Üslvveeucirc;p Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı Söz ola ağulu aşı, yag ile bal ede bir söz. Yunus Emre Bir padişah rüyasında dişlerinin dökülvveeshy;düğünü görmüş ve vezirlerinden birine rüyasını anlatıp, tabir etmesini istemiş. Vezir Anneniz ölecek, dayınız ölecek diyerek padişahın sülalesini saymış ve sonunda Vesonra siz de öleceksiniz. Rüya buna işaret ediyor demiş. Padişah bu tabirden hoşlanmamıştabii ki. İkinci vezir müsaade isteyerek Padişahım bu rüya çok mübavveeshy;rek bir rüyaya benziyor. Bu rüya akrabavveeshy;larınız içerisinde en uzun ömürlü olanın siz olacağına işaret ediyor demiş. Padivveeshy;şah bu tabirden hoşlanmış ve ikinci veziri mükâfatlandırmış. İki vezirin söylemiş oldukları sözlerin birbirinden ne farkı var? Aslında iki vezir de aynı şeyleri söylüyor fakat aralarındaki tek fark üslvveeucirc;p. Birisi padişahın moralini bovveeshy;zarken, diğeri onu memnun ediyor. Anlattığımız şeyin muhtevası mühim ve güzel olabilir. Fakat aslında anlattığımız şeyi...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 279</category><pubDate>06.12.2009 19:38:59</pubDate></item><item><title>Tebliğde Peygamber Ahlakı</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/Yazilar.asp?yazi=goster&amp;yazine=353</link><description>Tebliğde Peygamber Ahlakı: Yumuşak Huyluluk Halım iman, nerdeyse peygamber olacaktı Taberânîİnsanlarla sohbetimiz esnasında veya davranışlarımızda, öfkeli ve sert halimiz muhataplarımızın davranışlarını değiştirevveeshy;bilir mi? Elbetteki hayır. Tam tersine haklı bile olsak sert tavrımız, insanlarla bizim aravveeshy;mızdaki iletişimi bitirir, düşmanlık ve kinin yerleşmesine sebep olur. Büyük âlimlerden Ebun-Necib Suh-reverdi şöyle der: Kasırga denilen rüzgâr, kuvvet ve şiddetiyle ağaçların dallarına isavveeshy;bet eder, ama köklerine tesir edemez. Yuvveeshy;muşak akan akarsulara gelince bunlar ağaçvveeshy;ların köklerine tesir eder ve söker . İnsanların düşünce ve davranışlarını anvveeshy;cak yumuşaklığımızla değiştirebiliriz. Peygamberimiz (sav) mağlubiyetle nevveeshy;ticelenen Uhud Savaşıvveeacute;ndan sonra Medivveeshy;nevveeacute;ye geri döndüklerinde hiçbir sahabesine ikinci bir tek söz söylemedi. Bu hâdiseden sonra da şu âyet nazil oldu. Allahvveeacute;ın bir rahmeti olarak sen ...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 280</category><pubDate>06.12.2009 19:34:39</pubDate></item><item><title>Tebliğde Mükâfat ve Ceza</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/Yazilar.asp?yazi=goster&amp;yazine=352</link><description>Tebliğde Mükâfat ve Ceza İnsanları bir şeyi yapmaya yönlendirvveeshy;menin yolu ya mükâfattır ya da ceza. Diğer ifadeyle sevdirmek veya korkutmaktır. Bütün peygamberler de insanları Allahvveeacute;a davet ederken vveeacute;beşirvveeacute; ve vveeacute;nezirvveeacute; yani vveeacute;müjdeleyicivveeacute; ve vveeacute;korkutucuvveeacute; olarak vazife görmüşlerdir. Onlar, insanları hem Allahvveeacute;vveeshy;ın azabı ve cehennemle korkutmuşlar, hem de Allahvveeacute;ın rahmet, kerem ve cennetiyle de müjdelemişlerdir. Mesela, Kurvveeacute;ân bize Allahvveeacute;ı tanıtırken bazen Allahvveeacute;ın Kahhâr, Şedîdüvveeacute;1-İkab olduvveeshy;ğunu ifade ederek bizi korkutur. Bazen de Allahvveeacute;ın Rahman, Rahmi, Tevvâb, Gafur,Münvveeacute;îm, Kerîm olduğunu zikrederek, hem müjdeler, hem de teselli verir. Kurvveeacute;ânvveeacute;daki bu isimler arasındaki orana dikkat ettiğimiz zaman Rahman, Rahînı, Kerîm gibi isimvveeshy;lerin daha çok olduğunu görürüz. Besmelede Allahvveeacute;ın Rahma...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 76</category><pubDate>06.12.2009 19:32:44</pubDate></item><item><title>Tebliğde Gaye</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/Yazilar.asp?yazi=goster&amp;yazine=351</link><description>Tebliğde Gaye: İnsanları Kırmadan DeğiştirmekTebliğde muhataplarımızı kırmadan bavveeshy;şarılı olmak için şu düsturlara dikkat etmevveeshy;miz gerekir:A. Dolaylı yoldan konuşmak:Nasihatte doğrudan hitap, çoğu zaman muhatabın savunma mekanizmalarını harevveeshy;kete geçirir. Hatasını savunan insan ise havveeshy;tasını değiştirmemeye şartlanmış demektir. Dolaylı anlatım, hem savunma mekanizmavveeshy;larını harekete geçirmez hem de tesirlidir.Dolayh/yöldan nasihat Peygamberimivveeshy;zin uyguladığı bir metottur: Hz. Aişe (ra) şöyle der Resvveeucirc;lullah (sav) bir adamdan kendisine menfi bir söz ulaştığı vakit: vveeacute;Favveeshy;lan niye böyle söylemiş?vveeacute; demezdi. Fakat: vveeacute;İnsanlara ne oluyor da şöyle şöyle söylüvveeshy;yorlar?vveeacute; derdi.Risâle-i Nvveeucirc;r müellifi Bedîüzzaman Hazretleri de bu sünnete aynen ittiba etvveeshy;miş ve eserlerinde uygulamıştır. Meselâ, Bedîüzzaman Hazretleri 21. Söz isimli esevveeshy;rinde namaz kılmayan bir şahsa hitaben şöyle der...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 149</category><pubDate>06.12.2009 19:30:25</pubDate></item><item><title>Ailenize Tebliğ Yapıyor Musunuz?</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/Yazilar.asp?yazi=goster&amp;yazine=350</link><description>AilenizeTebliğ Yapıyor Musunuz? Evlerine girdiklerinde selam verilmeyen ve gönüllere hitap etmeyen dile babaları, kapıyı güler yüzleAçmayan anneler ilgi eksikliğiyle elmas gözleri kararmış evlatlar. Oysa onlar nasıl ninniler söyleyerekBüyütülürler: “Dandini dandiini donatmış, Allah neler yaratmış, gözleri kudret halkası, burunu KâbeHurması...” Büyüyünce kendini donatandan habersiz, burunu Kâbe kokusu almayan, gözleri kudret hakikatlerine kapak ilgisiz bırakılan çocuklar. Tarih birçok kahramanın kumandanlar ve toplum önünde çok sevilen örnek şahsiyetler görmüştür. Cephede zaferleri kazanan bu kahramanlar evlerinde ateşten gömlek giyerler. Dışında huzuru bulup bazen içeride kaybederler. İşte aile ve içtimai hayat dengesi, ahir zaman hayatında böyle garip hallen görünen nice mevzulardan biridir.Bu dengesizliği şöyle de ifade edebiliriz:Aileyi ihmal, çocukları ihmal, başkaları ve başkalarının çocuklarını tekmil.Kalenin dışını muhkem tutup, kalenin içini ve duvarlarını tamir etmeyen bizler,...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 45</category><pubDate>06.12.2009 19:28:19</pubDate></item></channel></rss>