<center>Sistem Tarayıcınızı Tanıyamadı Sitede Sorun Yaşayabilirsiniz!!! Lütfen Bu Durumu Site Yönetimine Bildirin</center><?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>DiyalogSitesi.Com - Köşe Yazıları için özet akışı..</title><link>http://www.diyalogsitesi.com</link><description>abone konusu eklenir</description><webMaster>diyalog@diyalogsitesi.com</webMaster><copyright>Din Müntesipleri Arasında Diyalog ve Hoşgörü Haber Portalı Antidiyalogmasalı</copyright><language>tr-TR</language><item><title>Nasıl Bir Diyalog? </title><link>http://www.diyalogsitesi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=77</link><description>Fatih Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. ŞerifAli Tekalan, diyalog üzerine bir kitap yazarak, insanın diyaloğaihtiyacını, diyaloğun nasıl yapılması gerektiğini, birlikte yaşamasanatını, adâb-ı muaşereti, insan ilişkilerindeki anahtar doğallığı,beden dilini, biz ve ötekiler konularını ele almış. NASIL BİR DİYALOG?Küreselleşen Dünyada Birlikte Yaşama Sanatı ismini verdiği eserde,konuları yedi bölümde ele almış. İnatlaşmanın yanlış olduğunu ve insanı nerelere kadargötürebileceğini bir anekdot ile şöyle anlatıyor: Avcının biri, Her attığımı vururum. dermiş. Bir gün arkadaşlarıylaiddiaya girmişler. Ertesi sabah bir sazlığa gitmişler. Ördekler uçmayabaşlayınca avcı nişan alıp tüfeğini ateşlemiş. Fakat hiçbirinivuramamış. Avcı, ellerini açmış, Yâ Rabb'i kudretin ne büyük; ölüördekleri bile uçuruyorsun. demiş. İyiliklerin yıllar sonra bile unutulmayacağını kendi başından geçengerçek olaylar ile şöyle anlatıyor: Ortaokulda öğrenciyken, ateşli bir hastalığa yakalanmıştım. Doktoragitme ve ilaç alma y...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 201</category><pubDate>07.04.2010 16:25:49</pubDate></item><item><title>İftiralara Cevap Görevi </title><link>http://www.diyalogsitesi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=76</link><description>Fethullah Gülen, son yıllarda yurt içi ve yurt dışında popüler halegelmiş bir isim. Özellikle tavsiye ve teşvik ettiği eğitim kurumlarınındünyanın dört bir yanına yayılması, bu kurumlardan yetişen öğrencilerinuluslar arası yarışmalarda dereceler kazanması, Sayın Gülen'in mercekaltına alınmasına da neden oldu. Ülkemizin geçtiği sıkıntılı, sancılı,gerilimli dönemde Sayın Gülen'in hem kendi insanımıza, hem de farklı dinmensuplarına yönelik diyalog ve hoşgörü çağrısı yanında İslam'ınşekilcilikten çok öze dönük yumuşak yüzünü öne çıkartıcı mesaj veyorumları; denilebilir ki son 5 yılda onu, ismi üzerinde en çokkonuşulan insanlardan biri haline getirdi. Büyük bir çoğunluk,Türk insanını kendi değerleri ile kendisi olmaya, dünya ile entegreolurken uluslar arası yarıştan kopmamaya, bunun için de bir ilim veeğitim seferberliğine çağıran Gülen'e destek veriyor. Gülen'infikirleri, görüşleri, çağrıları bu büyük çoğunlukta ümit ve heyecanuyandırıyor, sevgi, fedakarlık, uzlaşma adına yeni toplumsal di...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 226</category><pubDate>07.04.2010 16:22:29</pubDate></item><item><title>Neden sohbetlerinizde Peygamberimiz'den, hadislerden, ayetlerden bahsetmiyorsunuz da Üstaddan ve Hocaefendiden bahsediyorsunuz'</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=75</link><description>Nedensohbetlerinizde Peygamberimiz'den, hadislerden, ayetlerdenbahsetmiyorsunuz da Üstaddan ve Hocaefendiden bahsediyorsunuz Konferanslarıma katılan bazı dinleyicilerden şöyle sorular geldi: Nedensohbetlerinizde Peygamberimiz'den, hadis-i şeriflerden, ayetlerdenbahsetmiyorsunuz da Bediüzzaman'dan ve Fethullah Gülen Hocaefendi'denbahsediyorsunuz?Daha önceki yazılarımızda da söylediğimiz gibi; göllerden, barajlardangelen sular evlerdeki musluklardan akıyor. Mesela İstanbul'daki evlereTerkos'tan su geliyor. İsteyen gidip Terkos Barajı'ndan su içebilir.Fakat çok zor tabii... Nasıl ki musluklardan akan su Terkos'taki suyunaynıdır. İslam alimleri de Kur'an deryasının zemzemini akıtır. Busebepten bir alime, hocaya bağlanan kimse Kur'an'a, Peygamberimiz'ebağlanmış demektir. Hafız, müfessir, muhaddis, siyer alimi olanhocaefendilere bağlılık göstermek, onların ilmine saygıdır. Meyvelerinsan içindir. İnsan da ağaçlara sahip çıkmalıdır. Peygamberimiz öylebir ağaçtır ki; ne kadar rüzgâr esse onu eğ...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 262</category><pubDate>02.03.2010 21:21:21</pubDate></item><item><title>Yazık oldu Sâlebe'ye!..</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=74</link><description> Şükrünü eda ettiğimiz az mal, şükrünü eda edemediğimiz çok maldan daha hayırlıdır!.. Peygamber Efendimiz zamanında yaşayan Sâlebe isminde bir Müslüman şahıs, Efendimiz'e gelip, Çok zengin olmak istiyorum. demiş. Ne olur, ya Resulallah, bana dua et... Efendimiz ona, işte böyle söylemiş: Şükrünü eda ettiğimiz az mal, şükrünü eda edemediğimiz çok maldan daha hayırlıdır.Fakat Sâlebe, zengin olmak ve servetiyle İslam'a hizmet etmek konusunda ısrarcıydı. Eğer Allah, istediğim serveti verirse yoksullara yardım edeceğim. demiş. Bu şekilde Peygamber Efendimiz'e üç defa gelerek kendisine zengin olması için dua etmesini söylemiş. En sonunda Peygamberimiz, Allah'ım, Sâlebe'yi zengin et! diye dua etmiş.Ve bir gün Sâlebe zengin olmuş... Koyun sürüleri o kadar çoğalmış o kadar çoğalmış ki, Sâlebe, namazdan, mescitten, Peygamberimiz'den uzaklaşmış... Peygamber Efendimiz buyurmuş ki: Yazık oldu Sâlebe'ye... Keşke hakkında hayırlı olanı isteseydi!..Zekât emri nazil olunca Sâlebe zekâtını vermemiş. Çalı...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 183</category><pubDate>09.01.2010 18:22:26</pubDate></item><item><title>Ne günlerden ne günlere geldik!..</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=73</link><description>Büyük çoğunluğu Makedon Ortadoks olan ve tahminen yüzde 40 civarı Müslüman nüfustan meydana gelen Makedonya ile ülkemiz arasındaki münasebetler iyi seviyede...İki ülkenin hükümet üyeleri arasında ziyaretler eksik olmuyor. Her ne kadar Makedonya'nın özelleştirmelerinde büyük payları başkaları almış olsa da 1990'ların başından itibaren sıkıntılı her dönemde Türkiye, maddî-manevî devamlı Makedonya'nın yanında oldu; desteklerini esirgemedi... Türk okullarının açılışı ile ilgili sohbet ettiğim Makedonya doğumlu Ahmet Bedir Bey şunları söylüyor: Türkiye'den gelen eğitim gönüllüleriyle 1995'te tanıştım. Yakın arkadaşlarımdan birisi, beni onların kaldığı eve götürüp tanıştırdı. Çok sıcak ve hoş davranışları ile benim üzerimde derin tesir bıraktılar. Okul açma niyetlerini izhar ederek, benim gibi buranın dillerini iyi bilen birisine ihtiyaç duyduklarını belirttiler. Bu teklife sıcak baktım. Eve döndüğümde o gece ilginç bir rüya gördüm; Türkiye'den gelen bu gençler benim etrafımda dolaşıyorlar v...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 217</category><pubDate>05.12.2009 00:00:32</pubDate></item><item><title>Kenarına Yaklaşma ki Uçuruma Düşmeyesin</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=72</link><description>Bir insanın haddini bilmesi, teklif edilen bir makam-mansıp karşısında hemen ileri atılmaması, hevesleriyle hareket etmemesi, o işe liyakat sahibi olup olmadığını iyi değerlendirebilecek kimselerin kanaatlerine göre tavır belirlemesi, gerekiyorsa müstağni davranması ve bir başkasını o işe teklif etmesi ama şartlar ne olursa olsun kendine terettüp eden bir vazifeden de kaçmaması gibi hususlar bir yönüyle iffetin çerçevesine dâhildir. Öyle ki, bu duygu ve düşüncelerle omuzlanılan bir vazifenin hakkını vermeye meslek namusu ya da meslek ahlakı denilegelmiştir. Her doktor, öğretmen, üniversite hocası, avukat, asker, savcı ya da hâkim kendi mesleğine ait bazı disiplinlere uymak, bir kısım kural ve kaidelere göre iş yapmak ve meslek ahlakı dediğimiz değerler bütününe sadık kalarak çalışmak zorundadır. Dolayısıyla, böyle kurallı, bir intizam içinde ve hakperestçe çalışma da iffetin farklı bir yanı olarak değerlendirilebilir. Ayrıca, söz ve yazılarımızda sık sık kullandığımız ve bazen fikir na...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 536</category><pubDate>15.11.2009 12:31:57</pubDate></item><item><title>Kutlu Zaman Dilimi Üç Aylar </title><link>http://www.diyalogsitesi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=71</link><description>Üç ayların kendilerine mahsus bir tadı bir şivesi vardır ki, onları yılın diğer aylarından ayırır.. her ayın güzellik ve nefâsetinin zâhirî duygularımızla hissedilip yaşanmasına mukâbil, bu müstesna zaman dilimi kalble ve bâtınî duygularla yaşanır. Bu aylarda gönül dünyalarına yönelen insanlar, iman ve iz'anlarından fışkıran ışıklarla eşyanın perde arkasını süze süze, duygularıyla, içinde ebedî bir ömür sürecekleri firdevslere uyanmış ve ulaşmış gibi olurlar. Onlar için bu aylardaki günler, geceler, hatta saatler ve dakikalar âdeta bir başka büyüyle gelir-geçer; gelip geçerken de derecesine göre herkese mutlaka birşeyler fısıldar. Bu aylarda zaman hep uhrevî renklerle tüllenir.. insanlar tıpkı öbür âlemin sakinleriymişçesine mvveeucirc;nisleşir ve sırlı bir derinliğe ulaşırlar. Herkes kendi iç derinliklerinden olduğu gibi, varlığın sînesinden de ukbâ buudlu bir şiiri dinler ve yığın yığın hülya ve hatıraların, beklenti ve rüyaların gurup ve tulvveeucirc;'larında dolaşır. Yer yer hüzünl...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 78</category><pubDate>01.08.2009 17:30:51</pubDate></item><item><title>Orijinal Bir Hatıra </title><link>http://www.diyalogsitesi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=70</link><description>Tataristan'a giden eğitim gönüllüsü Kâmil Bey hatıralarını anlatırken diyor ki: 1995 senesi, bütün öğretmen ve belletmen arkadaşlarımızın çevreyi tanımaları için geziler tertip edip insanlarla, tanışıp görüşmelerini istedik. Tataristan'ın ikinci büyük şehri olan Çallı'daki okulumuzdan bir öğretmenle bir belletmen arkadaş da kuzeydeki Udmurd Cumhuriyeti'nin başşehri olan İjevski'ye gideceklerdi. Bize, Orada kimlere gidelim? Kimlerde kalalım? diye sordular. Onlara, Orada Tatar mahallesi var... Mahallenin de camisi var. İmamla tanışın. Gerekirse camide kalırsınız. dedik. 800 bin nüfuslu olan İjevski'de İj isimli arabaların fabrikası var. Arkadaşlarımız ikindi vaktinde şehre ulaşıp Tatar Camii'ne gitmişler. İkindi namazını kılmışlar. Onlar o gün orada kalmayı düşünürken bir kişi yanlarına yaklaşıp büyük bir arzu ile onları evine davet etmiş ve ısrarla, Sizleri evimde misafir etmek istiyorum. demiş. Normal olarak böyle bir teklife sıcak bakmamalarına ve çok iyi tanımadıkları için gitmek ist...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 240</category><pubDate>01.08.2009 12:57:28</pubDate></item><item><title>El Yazısı ile Yazılan Anlaşma </title><link>http://www.diyalogsitesi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=69</link><description>Eğitim gönüllüsü Kâmil Bey, üç arkadaşı ile Mayıs 1992'de Tataristan'a gitmek üzere yola çıkarlar. O zaman Kazan'a doğrudan giden uçak olmadığı için önce Bakü'ye giderler. Oradan uçakla Kazan'a hareket ederler. Uçakta neredeyse her milletten insan vardır. Hatta hayvanların bile olduğunu hatırlamaktadır. Kazan'a indiklerinde kendilerini karşılayan kimse yoktur. Ellerinde sadece Kazan Müftüsü Abdullah Hazret'in adresi ve telefonu ile, üç ay önce Kazan'a gitmiş Haydar'ın ismi vardır. Havaalanından Abdullah Hazret'in evini aradılar, hanımı müftünün evde olmadığını söyledi. Oradan bir taksi buldular. Bir Rus olan şoför de Biçen Pazarı Mescidi'ne götüreceğine, başka bir mescide (Mercânî Mescidi'ne) götürür. Mescidin kapısından içeriye girince karşılarına Türk'e benzer biri çıktı. Selâm verdiler. İlk selam verdikleri bu genç meğer Haydar imiş. Cenab-ı Hakk'ın inayetini bu tevafukla görmüş oldular. Haydar onları alıp Abdullah Hazret'in evine götürdü. Müftü onları üç-dört gün evinde güzelce mis...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 54</category><pubDate>01.08.2009 12:49:17</pubDate></item><item><title>Hâtırası Cihan Değer</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=68</link><description>1992'de, o ilk eğitim seferberliği yıllarında Kazakistan'a da dört eğitim gönüllüsü gönderilmişti. Ali Bey onları Almatı'dan almıştı tâ Canbul'a götürmüştü. Devlet konuk evine yerleşen bu dört adanmış ruhtan Süleyman Bey diyor ki: Ali Bey ayrıldıktan sonra orada kendi başımıza kaldık. Ne Rusçamız var ne de Kazakçamız... Milli Eğitim Müdürlüğü'ne gidiyoruz, kimse bizimle ilgilenmiyor, hatta bir müddet sonra, 'Ne işiniz var burada?' muamelesi görmeye başladık. Ne yapacağımızı bilemiyoruz. Bir gün geldi bize 'Artık bu konuk evinden ayrılın!..' dediler. Ortada kaldık. Orada İsmail isimli Ahıska Türklerinden bir genç, diliyle bize yardımcı oldu. Milli Eğitim Müdürlüğü'nde bize 'Oğlu Türkiye'de okuyan birisi var, belki size yardımcı olur.' dediler. Gidip o adamı bulup derdimizi anlattık. Bize 'İşte anahtarlar!.. Bir evim kirada idi yeni boşaldı alın anahtarları!' dedi, dünyalar bizim oldu. Artık kalacak bir yerimiz vardı. Çünkü çok az paramız kalmıştı. Çıplak bir ev. Olsun... Ayakkabılarımı ...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 57</category><pubDate>14.07.2009 16:53:17</pubDate></item><item><title>ÖNCE İNSAN SONRA MÜSLÜMAN'IZ</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=67</link><description> 7. Türkçe Olimpiyatları, bu topraklara ait bir projedir. Bizim değerlerimizin, bizim dilimizle, ama daha da öte, hal dili ile temsil edilerek, insanlık ailesine takdim edilmesidir. Dünyada 184 ülke var. 115'inde bizim rengimiz, sesimiz, sevgi kahramanı muhabbet fedailerimiz var.Haklı olarak şöyle bir soru soruluyor: Türk dünyasını, İslam coğrafyasını anlıyoruz da, Afrika'da, Amerika'da, Avustralya'da, Vietnam'da, Papua Yeni Gine'de, yani Müslüman ve Türk'ün bulunmadığı yerlerde okullar açılmasının izahı nedir?Proje, bu topraklara aittir ama bir insanlık projesidir. Milletimize makul gelmiştir. Bir cihan devletinden tevarüs ettiğimiz derinlik, engin ufukları okuyabilme, büyük düşünme hasletimizin bunda büyük payı var. Bu projeyi millet olarak önümüze koyan Muhterem Fethullah Gülen, bizi motive etme, harekete geçirme adına başta şöyle dedi: Dünyanın her yerinde olmayan Türkiye, istediği yerde olamaz. Fakat şimdi görüyoruz ki, küresel barış adına yeni bir nesil yetişiyor. Türkiye'nin ufu...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 225</category><pubDate>11.06.2009 19:42:29</pubDate></item><item><title>'Dünya şampiyonu: Fethullah Gülen'</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=66</link><description> TÜRKÇE'DE OLİMPİYAT VE DÜNYA ŞAMPİYONUMUZ: FETHULLAH GÜLEN Oradaki gururumuz Fetullah Gülen hocaefendi.Güreşte, olimpiyat ve dünya şampiyonlarımız var.Atletizmde ve futbolda da çeşitli derecelere sahibiz. Ama Türkçe konusunda, bin yıldan beri ilk defa olimpiyat ve dünya şampiyonluğu kürsüsüne çıkıyoruz. Oradaki gururumuz Fetullah Gülen hocaefendi.Türkiye’de bir takım kişilerin ve çevrelerin, ona nasıl büyük bir kinle düşman olduklarını çok iyi biliyorum. Bu düşmanlığın bir sebebi, onun isminin sonundaki (Hocaefendi) sıfatıdır. Hocaefendi denilince adamların aklına İslâmiyet geliyor. İslâm düşmanları, onun ismine bile tahammül edemiyorlar. Çünkü o, “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın) safsatasıyla uyuyan Müslümanlardan değildir. Okuyan, araştıran, bilen, eser veren ve etrafına kendisi gibi aydınlıklar toplayan kimselerdendir. Hani ondan: Komünist Fetullah Gülen, düzenbaz - madrabaz Fetullah Gülen... diye bahsedilse, o kişilerin kılları bile kıpırdamayacaktır.Öfkelenen kişiler, Hocaefend...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 436</category><pubDate>09.06.2009 12:21:47</pubDate></item><item><title>Bütün Dünyayı Kendine Dert Edinen İnsan</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=65</link><description>Berlin'de Postdam Üniversitesi'nde düzenlenen Gelenek ve modernite arasında Müslümanlar-Kültürler arasında köprü-Gülen Hareketi isimli iki günlük uluslararası konferansta, M. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin tespitleri, tavsiyeleri, dünyaya bakışı, eğitim ve diyalog çalışmaları hakkında çok önemli mesajlar verildi.Konferansa Gürcistan'dan katılan tarihçi profesör Giuli Alasania, M. Fethullah Gülen Hocaefendi'yi ziyaretini de anlattıktan sonra şöyle dedi: Gördüm ki, bu insan, derin bir sorumluluk duygusu taşıyor. Ama bu, sadece Türkiye'nin ve Türk halklarının geleceğine yönelik bir mesuliyet duygusu değil. Bu insan, bütün dünyayı ve bütün insanlığı dert ediniyor. Dünya her zaman böyle büyük liderlere ihtiyaç duydu. Bu insanlar tarihin gerçek yapıcılarıdır. Bunlar farklı millet ve kültürlerden insanları etraflarında toplayabilirler ve söyledikleri farklı şekillerde yorumlanabilir. Çünkü onlar çoğulculuğa ve fikrî üretkenliğe imkân tanırlar. Alasania'nın bu tespiti bana çok önemli geldi. Se...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 82</category><pubDate>06.06.2009 22:55:31</pubDate></item><item><title>Sadece Bir Dil Yarışması mı?</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=64</link><description>Medyada hak ettiği ilgiyi biraz biraz görmeye başladığı için Türkçe Olimpiyatları mevsimi geldiğini fark etmişsinizdir. Bu sene 7. si yapılıyor ve 115 ülkeden 700 öğrenci finallere katılıyor. Merkezinde anadilimizin bulunduğu, böylesine ilgi toplayan bir faaliyet tabii ki göğsümüzü kabartıyor. Pek çoğumuz kolbastı seyrederken gözyaşı dökmek gibi dışarıdan bakıldığında tuhaf gelebilecek şeyler yapıyoruz. Hislerin yoğunlaştığı, duyguların coştuğu günler yaşıyoruz. Gönlünden gele gele bir kere 'helal olsun' diyen de, yıllarını bu uğurda gurbet ellerinde geçirenler de iftihar etmekte haklı. Fakat bugün şunu söylemezsek mesul oluruz: Zamanı sadece duygu bombardımanı ve hamaset seremonileriyle geçirirsek yazık ederiz. Olayın medyada yer bulan, dolayısıyla gördüğümüz kısmı, aysbergin suyun üstündeki bölümü gibi. Derinlerdeki asıl büyük parçaya dikkat kesilmeliyiz. Türkçe Olimpiyatları, bir lisan yarışması değil, iletişim modelidir. Türkçe öğrenenler ve muallimlerinin yıllık alışverişlerini ya...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 205</category><pubDate>06.06.2009 22:48:48</pubDate></item><item><title>Türkçeyi Sevgi Dili Yapan Bu Olay Nedir? </title><link>http://www.diyalogsitesi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=63</link><description>Genişçe bir salon. Yurtdışındaki okullara, öğretmen olarak ilk gidişlerin yaşandığı yıllar. İsmi okunan öğretmen ayakta bekliyor. Besmele ile uzanan bir el, okulun bulunduğu şehrin adının yazıldığı kâğıdı alıyor. İsim yabancı, bir gecikme oluyor. Ayaktaki genç öğretmen, okunmakta zorlanılan o ismi, sesini hafif yükselterek söylüyor. Birden bakışlar ona yöneliyor. O, mahcup bir edayla, Akşam rüyamda gördüm. diyor... Türkçe Olimpiyatı'nın 7.si yine gönülleri fethediyor. 115 ülkeden gelen yaşları 12-17 arasındaki 700 genç bizim şarkılarımızı, türkülerimizi, şiirlerimizi okuyor. Kendi içindeki dertlerle, gerilimlerle enerji ve zaman kaybeden ülkemizde, bütün dünyanın çocuklarını sevgiyle kaynaştıran, içimizdeki kutuplaşmalara inat, Türkçeyi bir sevgi dili haline getiren bu olay nedir? Biz bir rüyada mıyız? Hayır, yaşadığımız bir destandır. Destanlar aslında asırlar sonra yazılır ve okunurlar. Biz ise destan yaşadığımızın farkındayız. Bu bizim destanımız. Kendi değerlerimize bağlı kalarak, ...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 34</category><pubDate>06.06.2009 22:30:00</pubDate></item><item><title>Nagehan Alçı'yı Haklı Buluyorum</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=62</link><description>Almanya'da bir kilisenin tamir edilmesi için devletin yanı sıra kişilerin de katkı yaptığını ve Fethullah Gülen'in de bu kişilerden biri olduğunu, kaynağına dayanarak köşesine taşıyan Akşam gazetesi yazarlarından Nagehan Alçı, ertesi gün bu bilgiyi tashih ederek diyor ki kaynağım yanlış bilgi vermiş, gazetecilik de yanlıştan dönmek bir erdemdir ve ben de yanlışımdan dönüyorum, dün yazdığım yazının yanlış olduğunu itiraf ediyorum. Mahkeme kararlarını bile yayınlamakta tereddüt eden koca gazeteler veya defalarca tekzip yedikleri halde aynı teraneyi okuyan yılların köşe yazarlarını düşününce Nagehan Hanım'ın bu davranışını fevkalade ahlaki buluyor ve kutluyorum. Peki, hangi noktada Nagehan Alçı'yı haklı buluyorum. Tashih yazısında bir şeye çok içerlediğini, hatta ürktüğünü ifade ediyor Sayın Alçı. Ancak son dört günde gördüklerim beni endişelendirmiyor değil. Gülen'in bir kiliseye yardım ettiği iddiası, yanlış bile olsa böyle topyekun bir başkaldırıyı gerektirecek bir iddia mıdır? Bu, Hoc...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 157</category><pubDate>24.05.2009 00:32:19</pubDate></item><item><title>Dünyayı sahibine bırak!.. </title><link>http://www.diyalogsitesi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=61</link><description> Dünyayı sahibine bırak!..Geçen hafta bir okurumdan şöyle bir mektup aldım: Ben 26 yaşında bekâr birgencim. Yaşadığım çevrede çok mutsuzum. Çünkü etrafımda, 'Müslüman'ım' diyegeçinen toplum çok bozuk. Güya namaz kılıyorlar ama kadın erkek karma düğünyapıyorlar. Başları kapalı hanımlar, makyajla, pantolonla dışarıda geziyorlar. Asimileolmaya doğru gidiliyor. Benden sonraki nesiller ne hale gelir, diyedüşünüyorum. Akşamları ibadetle meşgul oluyorum, dinî kitaplar okuyorumfakat sosyal hayata katıldığım zaman, gayri İslamî tavırlar takındığımoluyor. İslam'ı güzel yaşayabileceğim bir yere gitmek istiyorum. Acabaorası, neresi olabilir? Bizler aradığımız nizamı bulmaya değil, kurmaya geldik. Mükemmel bir İslamcemaati bulmak yerine, mükemmel bir İslam cemaati olmakla mükellefiz.Çevremizde gördüğümüz olumsuz hallerle, gevşemek veya küsmek yerine, onlarınaksi şekilde hareket etmeye gayret edeceğiz. İyiliklerin bütünüİslamiyet'tedir,kötülüklerin bütünü de İslam'ın dışındadır. Bu gerçeği kabul ede...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 69</category><pubDate>11.04.2009 20:23:50</pubDate></item><item><title>Göreni Görebilme Bahtiyarlığı - Güney Afrika / Durban</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=60</link><description>Geçmişi çok değil, 7 yıl öncesine dayanan bir okul. 7 yıl önce 3-4 hicret erinin aşkın gayretleriyle ve 20 öğrenciyle eğitime başlamış. Sonra bu kadarcık bir zaman diliminde, olağanüstü başarılara sahip olmuş. Millî ve milletler arası yarışmalarda aldığı yüzlerce madalya var. Son 4 yıldır mezun vermekte olup bunların hepsinin üniversiteyi kazanmış olması ve ülkede üniversiteye giren en genç öğrenciyi (14 yaşında) yetiştirmesi gibi başarılar bu okulun başarılarından sadece bir kaçı. Bu okul, başarılarıyla bulunduğu eyalette, hatta ülkede –özellikle matematikte– zirve olabilmiş bir okul. Ve en önemlisi de, başarılarını her sonraki yıla, geometrik olarak artan bir grafikle taşıyabilmiş bir okul. Bilhassa son yıllardaki ödül törenlerinde, ödüllerin neredeyse tamamını hanesine yazdırmış bir okul. Bulunduğu bölgede yüzlerce yıllık batılı okullar arasından, büyük bir hamleyle sıyrılmış, vakar ve ciddiyetle ülkemizi ve bizi, gerçek anlamda temsil edebilmiş bir okul. Eğitim bakanlığındaki öneml...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 91</category><pubDate>21.02.2009 15:50:03</pubDate></item><item><title>Onlar Sabahı Bekleyemediler </title><link>http://www.diyalogsitesi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=59</link><description>Bu mevsimde manzara güzeldi. Baharla beraber kıyısında ağaçların çiçek açtığı Ural Nehri, nazlı nazlı akıyordu. Ergün Bey-Alime Hanım çiftinin evleri, güneş altında gümüş gibi parlayan Ural Nehrine bakıyordu. Bu kadın evlerine misafir geldiği günden beri evin nehre bakan perdeleri hep kapalı tutuluyordu. Alime Hanım bir ara mutfağa gitti, döndüğünde misafirini perdeyi aralamış nehre bakarken buldu. Kadın dalgın ve derinden bakıyordu. Gözleri dolu bulutları andırıyordu. Nehrin adını sordu. Alime Hanım mahzun, mahcup, Ural, dedi. Kadının evladını yutan nehirdi Ural. Bu adı duyunca kadının yüreğinin yangınları daha bir artar, ağlar, feryat eder, beddua eder, diye düşünüp endişelendi. Çocukları olmadığı için Alime Hanım, evlatsızlığın acısını her daim yudumlayıp duruyordu. Bir de böyle boylu boyunca büyütüp evladını bir anda kaybetmek… Kadının feryatlarına hazırlıyordu kendini. Fakat kadın sükunetle Rabbim ne güzel yaratmış dedi ve kapattı perdeyi… * * *Kazakistan… Bu bozkır ülkesine ilk g...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 111</category><pubDate>11.02.2009 22:45:51</pubDate></item><item><title>Kendi Güzel Renginizle </title><link>http://www.diyalogsitesi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=58</link><description>Houston'da eğitim gönüllülerinin ve Türk müteşebbislerinin açtıkları bazı müesseseleri görmek imkânım oldu. Ülkemizi tanıtıcı ve Türkiye imajının itibarını artırıcı gayretleri müşahede ettim. Bilhassa Harmony Okullar zinciri Teksas eyaletinde kaliteli eğitimiyle birlikte dilimize ve kültürümüze yaptığı hizmetlerle gerçekten takdire şâyan... Aldıkları takdir belgeleri ve % 90 başarıyla Exeplary School sınıfında olmaları ayrı bir başarıları... Bir okulu gezerken Türkçe olimpiyatlarına hazırlandıklarını gördük. Okul idarecileri ve öğretmenler çalışma planlarını yapıyor, öğrenciler de biz orada iken Fethiye-Kerimoğlu üzerine folklor çalışmaları yapıyorlardı. Philip isimli bir öğrenci Anne şiirini âhenkli vurgularla ve düzgün bir Türkçe ile okuyordu. Beyaz Melek filmi için Houston'a gelen Mahsun Kırmızıgül, okulları da ziyaret etmiş. Sürpriz şekilde kendisi, şarkısını söyleyerek karşılayan Amerikalı öğrenciler karşısında duygulanıp onları kucaklamış ve gözleri yaşarmış. Türkiye'yi tanıtıcı ...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 166</category><pubDate>11.02.2009 22:43:48</pubDate></item><item><title>Dibi Belli Tencere-Kapaklar Buluşması </title><link>http://www.diyalogsitesi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=57</link><description>Ülkemizde bir grup, Fethullah Gülen Hocaefendi'yi, ta Edirne günlerinden beri hiçbir hukukî ve ispatlanmış gerekçeye dayanmadan ve her defasında hukuk ve yargı farklı hükmetmesine rağmen dinî devlet kurma peşinde olarak suçlayagelmiş, bu suçlamalarını Türkiye dışında taşıyabildikleri her yere bıkıp usanmadan taşımaya devam etmişlerdir. Aksi yönde bir başka grup da, onu rejimin, şu veya bu ülkenin adamı olmak gibi, bütünüyle spekülatif suçlamalara hedef kılmışlardır. Meleğe şeytan, şeytana melek dedirten siyasî taraftarlık, meşrep taassubu, cehalet, İslâmî ölçülerden habersizlik gibi faktörlerin yanı sıra, başkalarının aksiyon çizgisinde tepkici bir tavırla tenkidi hizmet zannetme de bu suçlamalara kaynaklık etmektedir. Söz konusu ikinci gruptan bazıları, İsrail'in Filistin'de işlediği son vahşeti kınama ve Gazze'ye sahip çıkma adına bu trajediyi, 120'ye yakın ülkeye yayılmış hizmetleri, müesseseleri görmeyerek, bütün dünyada iletişim koridorları açan ve günümüzde İslâmî-insanî hizmetle...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 43</category><pubDate>22.01.2009 23:12:52</pubDate></item><item><title>Kurban Etleri Fakirler İçin Değil mi? </title><link>http://www.diyalogsitesi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=56</link><description>Erzincan ve Almanya'dan gelen kurbanların tamamını Mozambik'in en uzak eyaletlerinden birisi olan Tete'de kesmek nasip oldu. Eyaletin Belediye Başkanı Cesar De Carvalho Bey, bizlerden habersizdi. Okulumuzdan bahsettikten sonra kurban eti dağıtmak istediğimi söyleyince hemen yardımcısı İsabel Hanım'ı bize yardımcı verdi. 200 bin civarında nüfusu olan bu eyalette kurban eti girmeyen mahalle ve köy kalmadı. Ömürlerinde ilk defa kurban eti gören insanların heyecanını görmek gerekti!.. Et geldi! diye sevinen çocuklar, bastonlarına dayanmış yaşlılar, teyzeler, iki-üç aylık bebeklerini kucaklarına almış anneler, hemen hepsi Kimse Yok mu Derneği'nin konvoylarının çevresine toplanmışlardı. Tete eyaletinde bize en çok yardım edenlerden birisi de 50 senedir Mozambik'te yaşayan Pakistan asıllı Abdülmecid Bey idi. Devlet hastanesinde idareci olan bu zat, ailesiyle beraber gecesini gündüzüne kattı. Kesimin yapıldığı Dra. Laura Bravo Hanım da kesimin aksamaması ve etlerin zamanında parçalanıp hazırla...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 60</category><pubDate>18.01.2009 14:59:28</pubDate></item><item><title>Mozambik'ten Mesaj Var</title><link>http://www.diyalogsitesi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=55</link><description>Bir eğitim gönüllüsü olan Asım Akın Işık Bey, Mozambik'ten gönderdiği mektubunda diyor ki: Ramazan-ı Şerif'in hemen bitiminde İnşaallah, Cenab-ı Hak bu sene Mozambik'te 5 bin adet kurban kesmeyi nasip eder diye temenni ve niyazımız olmuştu. Kudreti sonsuz olan Rabb'imiz, duamızı kabul buyurdu ki, ülkemizden, Almanya'dan hatta Kazakistan gibi yerlerden adeta kurbanlar aktı. Bu güzel organizasyonda Kimse Yok mu gönüllülerinden 14, buradaki Söğüt Koleji öğrencilerinden 15, Türk esnafından 7, Türk hanımlardan 13, okul personelimizden 15, Türk öğretmenlerimizden 8, Mozambikli öğretmenlerimizden 6, hizmetlilerimizden 5, esnaflarımızın işçilerinden 15 olmak üzere 98 kişilik bir ekip vazife aldı. Bunun dışında kesimhanelerde, taşımalarda ve dağıtımlarda yüz civarında insan yardımcı oldu. 50 ton kurban eti, bu ülkenin 10 eyaletinin altısında 15 bin aileye dağıtıldı. Bu güzel olayda yerlilerden Müslüman, Hıristiyan ve Hindu birçok fedakâr insan canla başla çalıştı. Kurbanlıkların satın alımında ...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 50</category><pubDate>10.01.2009 00:19:03</pubDate></item><item><title>Gönüllüler Hareketi, İç Barışın Teminatıdır </title><link>http://www.diyalogsitesi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=54</link><description>Türkiye'de laiklik ekseninde var olan ciddi kutuplaşma ve gerilim, toplumsal barışın önündeki en büyük engellerden biridir. Bu durum, demokrasinin en önemli unsuru, hoşgörü, diyalog ve uzlaşmanın da önünü tıkıyor. Adına ister mahalle baskısı densin, ister farklılıkların çatışması densin, bu önemli problemi yöneticiler ve toplum bazında çözmek zorundayız. Bu konuda bilimsel araştırmaların yol göstericiliğine de hava kadar, su kadar ihtiyacımız var. Bu vesileyle Prof. Dr. Binnaz Toprak başkanlığında, George Soros'un kurucusu olduğu Açık Toplum Enstitüsü ve Boğaziçi Üniversitesi'nin desteğiyle gerçekleşen son bir araştırmadan bahsetmek istiyorum. Türkiye'de Farklı Olmak: Din ve Muhafazakârlık Ekseninde Ötekileştirilenler başlıklı rapor, bazı medya organlarınca maalesef amacından saptırılarak takdim edildi. Ürküten rapor, İşte mahalle baskısının kanıtı denilerek ve sanki bir fırsat doğmuş gibi 'Gülen Hareketi'ne saldırı malzemesi yapılmak istendi. Hâlbuki bu tür araştırmalar, tartışmaya aç...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 214</category><pubDate>24.12.2008 23:10:46</pubDate></item><item><title>Türk Okuluna Dua Edeceğim </title><link>http://www.diyalogsitesi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=53</link><description>Temmuz ayının başında Geri Dönmek İçin Gelmedik Madagaskar'a ve Kilometrelerce Uzaktan Madagaskar'a Gelmişsiniz... başlıklı yazılarım üzerine oradaki College La Lumiere International yani Işık Kolejinden Türkçe öğretmeni Kasım Aksoy bazı hatıralarını yazıp göndermiş. Halkının çoğunluğu Hıristiyan olan, gözleri fener gibi parlayan lemur isimli bir hayvanın ve vanilyanın memleketi Madagaskar'dan gelen mektubu size aktarmaya çalışayım. Öğretmenimiz diyor ki: Madagaskar'da her yıl insanımızın sponsorluğunda kurbanlar kesiyoruz. Madagaskar'a geldiğim yılın ilk Kurban Bayramı'nda kurbanlarımızı kestik. Tabiî daha önce Malgas halkına haber verdik. Yarın kurbanları kesiyoruz, herkese et vereceğiz. diye. Ertesi sabah haberimizi alan bütün Malgaslar okulun önünde birikmeye başladı. Kimisi yaşlı kimisi çocuklu müthiş bir kalabalık okulun kapısı önünde birikmeye başladı. Biz kurbanları kestik birer birer, ikişer ikişer kiloluk halinde poşetlere koyduk ve dağıtmaya başladık. Dağıtmaya başladık ama ...</description><author>yonetici</author><category>Okunma: 78</category><pubDate>24.12.2008 23:07:48</pubDate></item></channel></rss>